YAYINLARIMIZ

Yeni Türk Ceza Yasası Ve İşverenlere Etkisi - Iı (Özel Olarak İş Ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Ve Sendikal Hakların Engellenmesi

Geçen sayıda, AB uyum çalışmaları kapsamında 12 Aralık 2004 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Ceza Yasasının getirdiği bir takım hükümleri inceleyerek kanunun; bireysel olduğu kadar, iş ve çalışma hayatımız ile işveren kesimini de doğrudan ilgilendiren bir takım yeni kavramlar ve düzenlemeler içerdiğinden bahsetmiştik. Bu bağlamda özel önemleri nedeniyle düzenlemelerden iki tanesini detaylandıracağımızı belirterek “Çevreye karşı işlenen suçları” anlatmaya çalışmıştık. Ancak yerimiz yetmediği için geçen sayıda değinemediğimiz “İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali ve Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi” başlığı altındaki hükümlere bu yazımızda yer vereceğiz.

Bu konu ile ilgili bilinmesi gereken en önemli husus şudur ki; bu hükümlerle daha evvel hukukumuzda hiç bulunmayan yeni bir suç tipi yaratılmış ve buna bağlı olarak uygulamada pek çok sorunla karşılaşılması ihmali doğmuştur.

Yeni düzenleme ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ve sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi ciddi bir suç haline getirilmiştir.

Yeni Türk Ceza Yasası’nın 117. maddesi “İş ve çalışma hürriyetinin ihlali” başlığı altında ilk fıkrasında; cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verileceğini, ikinci fıkrasında ise kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verileceğini, anılan maddenin son fıkrasında ise cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verileceğini belirlemektedir.

Bu maddenin gerekçesinde Anayasada belirlendiği şekliyle herkesin çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip bulunduğu ve özel teşebbüsler kurmanın ser­best olduğu hükmünden yola çıkarak, bu suç tanımı ile söz konusu temel hürriyetin güvence altına alınmasının amaçlandığı bildirilmektedir.

Sendika Teminatı yönünden önceki Türk Ceza Yasası’nda yer almayan yeni bir suç tipi yaratılmıştır :

Yeni Türk Ceza Yasası’nın 118. maddesi gereği; Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise; Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur denilmektedir.

“Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlığını taşıyan 118. madde ile daha önceki TCK'da yer almayan yeni bir suç tipi yaratılmıştır. Anılan maddenin ilk fıkrasında bireysel sendika özgürlüğünün ceza altına almak suretiyle güvenceye kavuşturulmasına, ikinci fıkrasında ise kollektif olarak sendikaların özgürlüğünün güvence altına alınmasına çalışılmıştır. Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesi sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı başlığı altında zaten sendika teminatını düzenlemektedir. Kaldı ki 4857 sayılı yeni İş Yasası’nda da işe iade hükümleri gibi pek çok hükümle bu teminatı genişleten düzenlemeler yer almıştır. Türk Ceza Yasası’nda yer alan bu son düzenleme ile sendika teminatının bir kez daha ve birden fazla yasayla güvenceye alındığını da görüyoruz.

Sözkonusu suçun tanımı geniş olarak ele alınmıştır ve işverenler aleyhine istismar edilmeye de açıktır :

Sendika Teminatına dair yasa hükmüne ve gerekçesine bakıldığında suçun tanımının geniş olarak ele alındığı ve işverenlerin aleyhine olacak şekilde istismara da açık olarak düzenlediği anlaşılmaktadır.

Madde metninde, sendikal hakların kullanılmasını en­gelleme fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faali­yetlerine katılmaya veya katılmamaya ya da sendikadan veya sendika yöne­timindeki görevinden ayrılmaya zorlanması, suç oluşturmaktadır. Bu suçun tamamlanmış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için, cebir veya tehdide maruz kalan kişinin sendikaya üye olması veya olmaktan vazgeçmesi, sen­dikanın faaliyetlerine katılması veya katılmaktan vazgeçmesi ya da sendika­dan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılması gerekli değildir. Bu amaçlarla, kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması, söz konusu suç ta­mamlanmış gibi cezalandırılabilmesi için yeterlidir. Bu bakımdan söz ko­nusu suç, hukuk tekniği açısından belirtmek gerekirse; bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır. Bir sendikanın faaliyetlerinin cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmiş olması hâ­linde, suç tamamlanmış olur. Bu bağlamda, ve maddenin düzenleniş şekline bakıldığında, şikayeti kolay, aklanması ise zor bir durumda kalmak işten bile değildir!

Sendikal örgütlenme esnasında işverenin gösterdiği demokratik bir tepki elbette bu madde kapsamına girmeyecektir, ancak, sendikal örgütlenmeye karşı gelen yazılı bir açıklama yapmaya kalkan, herhangibir işçisini sırf bu sebeple işten çıkarmakla tehdit eden veya daha enteresanı; bir işçisinin iş akdini gerçek feshetme gerekçesini mahkeme önünde ispatlayamayarak, her nasılsa sırf işçinin sendikaya üye olması sebebine dayanarak feshetmiş durumda kalan işveren de, farkına bile varmadan kendisini savcılıkta ve mahkeme huzurunda sanık sıfatıyla ifade verirken bulabilecektir.

Bu şekilde herhangibir işyerinde örgütlenme çalışmaları başlatan işçi sendikasının faaliyetini, profesyonel yardım almaksızın, kendi yöntemlerine göre engellemek isteyen herhangibir işverenin kendisini her an ve kolaylıkla sanık sandalyesinde bulması mümkün gözükmektedir.

Daha evvel suç sayılmayan bu hususların yeni düzenleme ile hayatımıza girmesinden sonra yasal hareket alanı içerisinde bile çok daha dikkatli olmak gerektiği ortadadır.

En temel hukuk kurallarından birisi ; “yasayı bilmemek mazeret sayılmaz” şeklinde belirlenmiştir, bu sebeple yasal düzenlemelerin hele hele ceza yasalarının şakası yoktur. İstenmeyen durumlara düşmemek için, işverenlerimizin kendilerini aslında doğrudan ilgilendiren bu tarz yasalardan, en azından genel anlamıyla bilgi sahibi olması gerekmektedir.

(Bu Makale Ege Bölgesi Sanayi Odası Dergisi 2006 Kasım sayısında Hukuk ve Biz köşesinde yayınlanmıştır.)

Diğer Makaleler