YAYINLARIMIZ

Tüketici Yasaları Çerçevesinde İmalatçının Sorumluluğu

Sanayici ve işadamlarının amacı ve hayali üretmek, daha çok üretmek ve ürettiklerini en uygun koşullarda satabilmektir. Bu alım satım doğal olarak, satış sonrası ürün sorumluluğu ile birlikte, imalatçının sorumluluğunu da gündeme getirmektedir.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun (TKHK) 4. maddesine göre; “İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve kredi veren; ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur ”, denilmektedir.

Burada yer alan İmalatçı-Üretici kavramları kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya ünvanını koyarak satışa sunanları ifade eder (TKHK madde 3/ı). Tüketici Kanununa son getirilen düzenlemelerle imalatçı-üretici kavramı genişletilmiş ve bir mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya ünvanını koyarak satışa sunanlar da bu kavram içerisine dahil edilmiştir.

Aynı yasaya göre; sözleşmesinin tarafı olmasa bile, ayıplı mal ve/veya ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı; acentalar, imalatçılar ve ithalatçılar ; tüketiciye karşı müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Yani tüketici dilerse bu kişilerin hepsini birden dava edebileceği gibi sadece bunlardan birini de dava edebilir. Bu müteselsil sorumluluğun sonucu olarak doğrudan eksiklik ve hatadan sorumlu olmamasına rağmen tüketicinin talebini yerine getiren tarafın, asıl borçluya başvurma hakkı vardır. Bu rücu silsilesi en sonunda imalatçıya kadar uzanabilecektir. Örneğin; imalatçının ürettiği bir parça nedeniyle tüketici zarar görmüş ve bu zararını satıcıdan istemişse bu sorumluluk üzerine tüketicinin talebini yerine getiren satıcı da ödediği tazminatı imalatçıdan isteyecektir.

Ayıplı Mal Veya Hizmetlerden Sorumlu Olmanın Şartları:

Ayıplı Mal ve Hizmetler: Anılan yasanın 4. maddesinde uzun uzun açıklanmıştır. Ancak, kısa ve basit bir anlatımla, ayıplı mal (eksikli mal) satıcının belirttiği ve vaad ettiği vasıflar ile lüzumlu vasıflarda eksiklik içeren mal ve hizmetlere denir. Böyle bir ayıptan başta imalatçılar olmak üzere diğer satıcı, ithalat ve ihracatçılar da sorumludurlar. Ancak, Tüketicinin anılan bu yasadan kaynaklanan ve birazdan üzerinde duracağımız bir takım haklarından faydalanması için satın almış olduğu mal veya hizmeti ticari olmayan bir amaçla edinmesi gerekmektedir. Bu sorumluluğun doğması için bazı şartların oluşması da gerekmektedir; Mesela yasal deyimiyle; Satıcı, vasıfları zikir ve vaad etmiş olmalıdır. Yani, malın belli bir standartlarda olduğunun söylenmesi veya bunun malın ambalajında, etiketinde yazılı olması, ya da tüm bu vasıflar açıkça söylenmese bile üstü kapalı olarak açıklanması ve vaad edilmiş olması mümkündür. Yine lüzumlu vasıflardan dolayı da sorumluluk sözkonusudur; yani satılan malın, satım sözleşmesinden beklenen gayeyi temin edebilecek vasıfları taşıması gerekmektedir. Bazı malların açık ve net olarak belli standartlarda olduğu taahhüt edilmese bile, genellikle malların doğal üretimi gereğince iyiniyetle bir takım özellik ve performanslara sahip olduğu varsayılabilir. Bu noktada, satılan malın veya hizmetin, değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran bir ayıp (eksiklik) olmadır. Ayıp, yarar ve hasarın intikalinden önce var olmalıdır ve tüketici, açık ayıbın varlığını bilmemelidir. Ayrıca, taraflar arasında “sorumsuzluk anlaşması” yapılmamış olmalıdır ve son olarak hukuki terimle olayda illiyet bağı olmalıdır Yani meydana gelen zarar maldaki ayıptan kaynaklanmış olmalıdır. Bir başka değişle; tüketici malı kullanması gerektiği gibi kullanmamış, örneğin kullanma talimatına ya da tanıtma kılavuzuna aykırı kullanmış ise satıcı ve diğer ara satıcılar (özellikle imalatçılar) zarardan sorumlu olmazlar.

Yasaya göre; Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Belirtelim ki, ayıplı malın sebep olduğu her türlü zararlardan doğan talep hakkı 3 yıllık zamanaşımına tabidir. Hile ile gizlenmiş ayıplarda ise yasaya göre zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı belirtilmiştir.

Tüketiciye Tanınan Seçimlik Haklar:

Tüketici, yukarıda kısaca belirtmiş olduğumuz şartları gerçekleştirdikten sonra kendisine tanınan 4 ayrı seçimlik hak vardır
Bu haklar;

Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme (cayma hakkı),
Malın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesi (değiştirme hakkı ),
Ayıp oranında bedel indirimi (indirim isteme hakkı ),
Ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir (onarım isteme hakkı),

Bu seçimlik haklarından biriyle birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm veya yaralanmaya yol açan veya kullanımındaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden genel hükümlere göre ayrıca tazminat isteme hakkına da sahiptir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir şey ; Tüketici bu dört seçimlik hakkından dilediğine başvurabilir ancak sadece birisine başvurabilir. Hepsini veya bir ikisini aynı anda talep hakkı yoktur. Bu hak kullanıldıktan sonra da, yine tek yanlı olarak değiştirilemez.

İmalatçının Sorumluluğu:

Yasa gereği; bir malı tümüyle üreterek piyasaya sunan ya da piyasaya sunulan malın hammaddesini üreten veya ara maddesini yani belirli parçasını imal eden kişilerin hepsi de imalatçı sayılır. Ayıplı malın satımı halinde tüketici bu kişilerin tümüne sorumluluğu yönlendirme hakkı vardır.

Uygulamada imalatçının sorumluluğuna yol açan ayıplara baktığımızda,  şunlar dikkat çekmektedir ; Yapım ayıpları: imalatın ön safhasındaki özen eksikliğinden kaynaklanan hatalar. Fabrikasyon Ayıbı; yapım sırasında hatasız olarak üretim ortaya çıkmasına rağmen bir veya birkaç mamülde ayıplı bir niteliğin söz konusu olması. Talimat Ayıbı; zor mamüllerde gerekli uyarı, bilgi veya talimatın hiç verilmemesi ya da eksik veya yanlış verilmesi yüzünden ortaya çıkan ayıplar. Gelişim ayıpları; Bilim ve tekniğin gelişimi sonucu saptanan tehlikeler nedeniyle mamülün ayıplı olduğunun anlaşılması hali. Ve son olarak; Mamülü izleme ve gözetleme ayıpları; bazı tehlikeler mamülün piyasaya sürülmesinden sonraki koşullara göre ortaya çıkabilmektedir.

Üretim Ve Satışın Durdurulması Ve Malın Toplatılması:

Tüketici yasasına göre, ayıplı mal ve hizmetlerin satışında, bireysel olarak  yukarıda kısaca saydığımız yollara başvurabileceği gibi  aynı yasanın 24. maddesine göre de; Satışa sunulan bir “seri malın” ayıplı olması durumunda Bakanlık, Tüketiciler veya Tüketici örgütleri dernekler, vakıflar, kooperatifler), ayıplı seri malın üretiminin veya satışının durdurulması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için tüketici mahkemelerinde dava açma hakları  bulunmaktadır. Hatta, toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha da edilebilirler. Belirtelim ki; bu noktada satışa sunulan malların;  dayanıklı tüketim maddeleri, elektronik ve elektrikli araçlar yada taşıt araçları gibi, “seri mallar” olması gerekmektedir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, tüketicilerin bireysel dava hakları seri mallar ile sınırlı olmayıp, seri mal olsun ya da olmasın tüm ayıplı mallar için geçerlidir.

Bu noktada şirketlerimiz  açısından alınması gerekli olan bazı tedbirler de sözkonusudur;
Bunlar kısaca,  Planlama ve Tasarım safhasında gereken maksimum özeni göstermek, imalatın her aşamasında dikkatli olmak ve sürekli kontrolü sağlamak, Kaliteye önem vermek, Kalite şartlarına tam uyum göstermek, Tüketiciye ve diğer kişilere karşı açıklama yapma görevlerini yerine getirmek, Mal piyasada iken, ürünün arkasında olabilmek, gerekli servisleri vererek her türlü tedbirleri almak durumundadırlar.

Sonuç Olarak; Avrupa Birliğine girme sürecindeki Türkiye’de, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Tüketici bilinci artmakta, batı tipi yeni yasalarla hak arama yolları daha hızlı işlemekte, bu anlamda yasal hak arama da nispeten kolaylaşmaktadır.

Bunun yanında, doğru olan şudur ki, her halükarda imalatçı imal ettiği parçanın ardında olmak durumundadır ve sebep olduğu her türlü zararlardan da sorumludur. Doğal olarak sorumlu olması nedeniyle, tüketiciye bir şekilde tazminat ödemek zorunda kalan imalatçı, varsa kusurlu olan çalışanlarına Borçlar Kanunu 41. madde ve devamı hükümlerine göre, tazminat talebinde bulunabilir. Bunun ötesinde işletmelerde A’dan Z’ye her aşamada ve her birimde ürün sorumluluğunu benimsemek, kaliteye bağlılık, iyi üretim, ve tüketici haklarına saygı beraberinde daha özenli üretim, daha çok üretim, daha güvenilir bir ürün çeşitliliği demektir. Bu da daha sağlıklı ve daha mutlu bir çalışma ortamı, daha organize olmuş bir üretim hattı, daha büyük bir pazar ve elbette daha büyük işletmeler, sanayileşme ve büyüme demektir. 

(Bu makale Ege Bölgesi Sanayi Odası Dergisi 2005 ekim sayısında yayınlanmıştır.)

Diğer Makaleler