YAYINLARIMIZ

Şirket Birleşme Ve Satınalmalarında Hukuki Süreç

Geçen sayıda İngilizce’de “Merger and Acquisitions” olarak adlandırılan “birleşme ve satınalma” operasyonlarından ve uluslararası sermaye hareketlerinden bahsetmiştik. Bu kavramların dünya çapında sürekli yer değiştiren sermaye hareketleri neticesinde son yıllarda ülkemizde de oldukça önemli ve popüler birer kavram haline geldiğini istatistikleri ile ortaya koymuştuk.

Burada konuyu toparlamak adına bazı hususları kısaca tekrar etmek durumundayız: Genel anlamıyla Birleşme (Merger) birden  çok şirketin güçlerini ve varlıklarını yeni bir şirket kurarak biraraya getirmeleri, Satınalma (Acquisition) ise bir şirketin başka bir şirketin tamamını ya da bir kısmını  satın alması olarak özetlenebilir. Doğal olarak, satınalmada bir alıcı (Buyer) ve bir de satın alınan (Target Company) vardır ve alıcı, bir şirketi kısmen veya tamamen aktifleri ve pasifleri ile satın alır ve genellikle şirket kontrolünü de kısmen veya tamamen elinde bulundurur.

Şirketleri satınalma ve birleşmeye sevkeden pek çok neden olsa da, bunların başında  büyüme ve güçlenme güdüsü yatmaktadır. Ülkemiz istatistiklerine bakıldığında genel trend satın almadan daha çok, hisse satma, ortak alma şeklinde gerçekleşmektedir.

Nitekim, son yıllarda ülkemizde yaşanan şirket ve banka satışlarından da anlaşıldığı üzere, ağırlıklı olarak yabancı sermayenin şirket ve hisse satın alma işlemlerine yöneldiği göze çarpmaktadır. Bunun bir nedeni de hem dünyada hem Türkiye’de doğrudan yabancı yatırımların hızla artmasıdır. Rakamlara ve Türkiye’deki yabancı sermaye hareketlerinin eğilimine bakıldığında, ülkemiz son bir yıl içinde, uluslararası doğrudan yatırımlar açısından cazibesi yüksek olan ülkeler arasına girmiştir.

Nitekim, yapılan araştırmalar Avrupa’nın gözünü Türkiye’ye çevirdiğini ve önümüzdeki yıllarda da yabancı yatırımcıların ilgisinin artacağını göstermektedir. Esasen bu tarz bir oluşum içerisinde yer almayı planlayan yerli firmaların çalışmaya başlamaları için de uygun bir ortam oluşmuştur.

Satışa giden yol her şirket için farklıdır, ancak asıl olan fırsatları değerlendirebilmektir.

Uygulamada satış sürecine giden yol firmalar için doğal olarak farklılıklar arzetmektedir. Bu bazen, uluslararası piyasalara çıkmak ve büyümek için, bazen yenilenmek amacıyla şirkete finansman sağlamak için, bazen kapasite arttırmak amacıyla, bazen de şirketi içinde bulunduğu zor durumdan çıkarmak amacıyla olmakta ve potansiyel alıcı arayışına çıkarak planlı olarak yapılmaktadır. Bu durumda ise genel olarak uluslararası pazarlama şirketlerinin ve finansal yatırım ve hukuki danışmanlık şirketlerinin destek ve yardımıyla müşteri ve potansiyel alıcı ile temas sağlanmaktadır.

Şirketler bazen de tamamen tesadüfe dayalı olarak satış noktasına giderler. Örneğin, yapılan herhangibir ticari aktivite veya bir toplantıda bir araya gelen iki şirket ortak ve yöneticilerinin birlikte iş yapma iradelerini, ortaklığa ve hisse alım satımına kadar götürdüklerine şahit olunmaktadır.

Şimdi bu noktada sorun, sözkonusu sürece girebilmek olarak görünse de, daha önemli olan bu süreci başarıyla sonuçlandırmaktır ve firmaların önlerine gelen fırsatları doğru şekilde değerlendirebilmeleridir. Zira her süreç başarıyla sonuçlanamamaktadır.

Satış sonrasındaki ortaklık yapısının ve hukuki haklarınızın nasıl korunacağı önemlidir.

Asıl mesele, elinizde mevcut bulunan işletmeyi hukuken nasıl pazarlayacağınız, hisse satışlarını nasıl konumlayacağınız, satış sonrasındaki ortaklık yapısının nasıl olacağı, azınlık hakları, veto hakkı, rüçhan hakkı ve yönetime girme hakkı gibi hayati öneme sahip hukuki haklarınızın nasıl korunacağıdır. 
Şirket yönetimleri genellikle bu işlem sürecinde şirketin satın alma fiyatının belirlenmesi ve belirlenen satın alma fiyatının finansmanı ile ilgilenmektedir. Ancak, bu işlemlerin doğru yürümesi için, hem mali, hem hukuki, hem de vergisel anlamda dikkatlice planlanması ve yürütülmesi gereken birbirinden farklı birçok aşaması vardır. Bu noktada, mali ve hukuki yönlerden alınacak doğru ve etkili profesyonel danışmanlık her zaman potansiyel riskleri belirleme ve bu risklerin minimalize edilmesi için de yol gösterici olacaktır.

Satınalma süreci uzun ve meşakkatli, aynı zamanda heyecan verici bir süreçtir.

Satış süreci uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Alıcı ve satıcının bir araya gelmesi ile başlayan süreç kimi satışta 4 ay, kimi satışta 14 ay sürebilmektedir. Net bir süre vermek mümkün değildir, bu zaman alıcı ve satıcı firmaların konumuna, bakış açısına, sürece koyduğu katkıya göre değişebilmektedir. Şimdi bu süreçte nelerin yaşandığına sırasıyla bir göz atalım;

1- Şirket satış stratejisinin belirlenmesi.
2- Şirketin satın alma sürecine giden yolda kendini yenilemesi, hazırlanması ve şeffaflaşma süreci, 
3- İlk kontağın kurulması, tanışma ve ön görüşme,
4- Finansal aracı kuruluşun ve Hukuk Danışmanının belirlenmesi,
5- Niyet mektubunun (Letter of intent)’in imzalanması,
6- Münhasırlık (Exclusivity) ve Gizlilik sözleşmelerinin (Confidentiality and non disclosure Agreement) imzalanması, 
7- İş planının yapılması ve ticari konuların müzakeresi,
8- Due Diligence (şirket hakkında detaylı ve özel inceleme) Bu aşamada yapılacak incelemeler ticari, mali, vergisel, operasyonel, çevresel, ve hukuki yönlerden yapılacak detaylı incelemeleri kapsar. Buna adeta şirketin röntgeninin çekilmesi diyebiliriz. Bu şekilde muhtemel alıcının şirket yönetimi ile aynı bilgi düzeyine gelmesi sağlanır. Due Dilligence ile edinilen bilgiler alıcı şirket danışmanlarınca derlenerek bir rapor haline getirilir ve bu raporlar işlemin bundan sonraki aşamalarının da temelini oluştururlar.
9- Negotiations ( pazarlıklar, yapılandırma, stratejik ortaklığın geleceğine ilişkin planların ortaya konulması, ortaklık şartlarının oluşturulması, hisse veya şirket satış değerinin belirlenmesi), 
10-Hukuksal Sözleşmelerin yapılması. Ortaklıklar sözleşmesi (Shareholders Agreement), Hisse alım sözleşmesi (Share Purchase Agreement), yeni ana sözleşmenin düzenlenmesi, gerek duyulursa, hisse rehin sözleşmesi, lisans anlaşmaları vesair hukuki sözleşmelerin görüşülmesi ve hazırlanması, 
11- Şartları varsa, Rekabet Kurulu ve SPK onaylarının alınması,
12- Nihai imzaların atılması, pay transferlerinin gerçekleştirilmesi,
13- Ana sözleşme değişikliği için genel kurul yapılması,
14- Entegrasyon, yani satın alınan şirketin, satın alanla birlikte doğrudan ve hızlı bir şekilde işlerlik kazanması için gereken operasyonların yapılması.

Bu şekilde başarılı bir alım süreci de nihayet son bulmuş olur.

Görüldüğü gibi, satınalma süreci uzun ve meşakkatli bir yoldur ancak son derece heyecan verici bir yapılanmadır. Sonuç ise, büyük düşünen sanayicilerimiz için yeni stratejik ortaklıklar kurma, büyüme, dünyaya açılarak globalleşme ve zenginleşme demektir.

(Bu makale Ege Bölgesi Sanayi Odası dergisi 2007 ocak sayısında hukuk ve biz köşesinde yayınlanmıştır.)

Diğer Makaleler